Yer-Su, Türk mitolojisindeki doğa ruhlarından biridir. Bu mitolojiye göre su, yaşamın kaynağıdır. Altay Yaratılış Destanı’ndan alıntılanan aşağıdaki dizeler, hem dünyanın nasıl sudan yaratıldığını hem de insanın toprak sahibi olma arzusunun ne kadar eskilere dayandığını anlatır.
Yerin yer olduğunda, sularla kaplıydı her yer,
Ne gök vardı, ne de ay, ne güneş, ne de bir yer.
Tanrı uçar dururdu, İnsanoğluysa tekti,
O da uçar dururdu, sanki Tanrıyla eşti.
Uçar, hep uçarlardı, yer yoktu konmazlardı.
Tanrı idiler çünkü, ondan yorulmazlardı.
Yoktu Tanrının hiçbir işiyle düşüncesi,
İnsanoğlunun ise durmadı hiç hilesi.
Bir rüzgâr çıkarmıştı, suları kaynatarak,
Tanrıyı kızdırmıştı, yüzüne sıçratarak.
Sandı ki İnsanoğlu, bununla bütün oldum,
Ben çok güçlendim artık, Tanrıdan üstün oldum.
Ama nasıl olduysa, sulara kaydı birden,
Gömüldükçe gömüldü, denize daldı yerden.
Tanrıya yalvarmıştı, sularda boğulur iken,
“Kurtar beni, ey Tanrı!” diye bağırır iken.
Tanrı insafa geldi, gitmedi üzerine,
Dedi “Ey İnsanoğlu, çık suların yüzüne!”
Tanrının buyruğuyla, İnsanoğlu kurtuldu,
Gitti Tanrı yanına, orada uslu durdu.
Tanrı birgün buyurdu: “Yaratılsın, katı taş!”
Denizlerin dibinden, nasılsa çıktı bir taş.
Taş birden yüzerekten, geldi Tanrı önüne,
İnsanı da alarak, çıktı taşın üstüne.
Tanrı bir gün İnsana, şöyle bir buyruk verdi,
“İn suların dibine, bir toprak getir” dedi.
İnsan daldı sulara, aldı bir avuç toprak,
Sulardan çıkıp verdi, Tanrısına sunarak.
“Yaratılsın yer!” dedi Tanrı, sulara saçtı,
Yeryüzü yaratıldı, denizler karalaştı.
İnsana şöyle dedi Tanrı, ona bakarak,
“Dal suların dibine, getir yine az toprak.”
İnsan dedi, “Ben artık, bu defa da dalayım,
Kendi payıma olsun, biraz toprak alayım.”
Daldı sular dibine, bu düşünce üstüne,
İki avuç toprakla, çıktı sular yüzüne.”
Birini özü için, soktu kendi ağzına,
Birini de uzatıp, sundu Gök Tanrı’sına.
Kendi kendine dedi, “Dur bunu saklayayım,
Denizlere saçarak, payıma yer alayım!”
Tanrı toprağı aldı, tutup sulara saçtı,
Tanrının isteğiyle, birden yer kalınlaştı.
İnsanın ağzındaki gizlice saklı toprak,
Büyümeye başladı, boğazını sıkarak.
Tıkadı nefesini, boğulur gibi oldu,
Ölür gibi olurken, etrafa koşadurdu.1
Kuru toprak sessizdir; su hayat getirir.2 Geçen sene, Yer-Su heykelini yaparken, kil kuruduktan sonra heykelin üzerine su dökmüştüm. Aşağıda, kurumuş kil suyla buluştuğunda çıkan sesin kaydı yer almaktadır.
1 Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, Cilt: 1, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1993, ss. 451-452.
2 Bkz. “Akış.”