“Kozmoloji” terimi, Yunanca kosmos ile logia sözcüklerinden oluşur ve kozmosun mantığı anlamına gelir. Evrenin nasıl yapılandığına, farklı parçalarının yaşamın tezahüründe—yani zaman ve mekân içinde—nasıl bir araya geldiğine ilişkin nedensel bir bakışı tarif eder. Zamansal açıdan sulak alan kozmolojisi, (ıslak) dünyanın sürekli ve doğrusal olarak gelişen bir sistemden ziyade kısmen önceden düzenlenmiş, kısmen doğaçlama olan tekrarlardan ve nedensel döngülerden1 geçtiğini öne sürer.2 Başka bir deyişle, suyun bir dizi aşama ve yönteme bağlı dairesel hareketini tasvir eder.
Hareket akışa yol açarken, dizginleme ayrışmaya neden olur. Hidrolojik açıdan3 suyun yukarı (buharlaşma, terleme) ve aşağı yönlü (yağış) akışları, bir sulak alan kozmolojisine zemin hazırlar. Bu ikisi arasında, suyun yeryüzüne bağlı hareketleri, çeşitli su kütlelerinin oluşmasını, kontrol altına alınmasını ve en nihayetinde sömürülmesini beraberinde getirir. Bu da yeryüzünde yaşamın ve etkinliğin farklı dönemeçlerini oluşturur. Sel, ayrışmış gerçekliğimizi hidrolojik döngünün içine geri çeken son süreçtir.
Medya açıklaması:
Tüm toprakların sulak alan olduğu önermesinden yola çıkan bu parça, bir sulak alanın ayrışma, akış ve sel evrelerini içeren döngüsel yaşamını betimler. Ayrışma aşamasında evren “ıslak” ve “kuru” alanlara bölünür.4 Akış evresinde su, ıslak zeminden kuru zemine doğru düzenli biçimde hareket eder ve ardında ıslak bir alan bırakır.5 Sel söz konusu olduğunda ise ufacık bir damlama sürekli olarak hız ve hacim kazanıp büyür, ta ki ıslak ve kuru alanlar bütüncül bir sulak alan oluşturana kadar.6