TR
EN
Sulak Alanlar
Su Gibi
Sümüklü Deniz Seferleri
İstanbul Kıyı Çizgisi Atlası
Spekülatif Kurgular
Ayrışma
Bardia Hafizi

Başlangıçta yaşam bütüncül bir görünüme sahipti. Zamanla insanlar, dünyayı kendi ihtiyaç ve arzularına uyacak şekilde parçalara ayırıp bölmeye başladılar. Böylece yaşam deneyimimiz yukarı–aşağı, aydınlık–karanlık ve elbette ıslak–kuru gibi ikili anlayışlara ayrıldı. Sulak alanlar bağlamında, kaynak çıkarımı1 ve verimliliğe dayalı bir kozmoloji, ıslak ile kuru arasında daha da büyük bir uçurum yaratarak bütün toprakların özünde sulak alanlar olduğu gerçeğini görmemizi engelledi.2

Ayrışma, kaynak çıkarımının ilk adımıdır ve öncelikle mekânlar ile biçimler arasındaki akışta3 kendini gösterir. Sömürülebilir bir evren kurmak için ıslak ile kuru arasındaki sınırların4 kalınlaşması ve daha fazla hissedilir hâle gelmesi gerekir. Bu nedenle su, sürekli olarak cazip alanlardan uzaklaştırılıp cazip olmayan alanlara yönlendirilmelidir. Bu da bizzat mekâna yönelik şiddet içeren bir eylemdir; mekânın çevresindeki yaşamın dengesini tehdit eder.

Medya açıklaması:

Ses bakımından ıslak ve kuru, farklı sonik özelliklere işaret eder. Kuru ses, bir bedenin salt kendi (hayalî) sesini ifade eder; sanki ses zihninizin içinde yankılanıyormuş gibidir. Islak sesler ise akustik ortama dair bilgiyi taşır. Gerçek ses, hem kuru hem ıslak nitelikleri barındırır. Ayrışma süreci, mekânın ve onun desteklediği yaşamın kaybıdır. Ayrışma çağı ise er ya da geç sel tarafından bastırılır.5

2 Bkz. “Yer-Su”.
3 Bkz. “Akış”.
4 Bkz. “Sınırlar”.
5 Bkz. “Sel”.