TR
EN
Sulak Alanlar
Su Gibi
Sümüklü Deniz Seferleri
İstanbul Kıyı Çizgisi Atlası
Spekülatif Kurgular
Lopka
Kubilay Ercelep

“Yağmur sularının biriktiği çukur.”
“Mandaların boynuna takılan çan.”

Bu somut anlamların ötesinde Lopka, dolaşıklıklarla örülü bir süreci tarif eder. Bu süreç, suyun kendi yolunu izlemesi, bir yerde durulması, ardından yeni yaşam ve ilişki biçimlerini davet eden bir mekân oluşturmasıyla başlar. Lopka sözcüğü, belirme, dönüşme, alan açma ve müşterekleşme hâline işaret eder. Sabit bir konumdan ziyade birçok türün değişen zamansallıklar içinde bir arada yaşadığı ve birbirleriyle etkileşime girdiği dinamik bir durumu çağrıştırır.

Sabit değil, akışkan bir peyzaj içinde konumlanan Lopka, değişimi cisimleştirir. Bazen üstü örtülür, sessizleştirilir, başka bir hâle zorlanır ve potansiyeli kısıtlanır; bazense kendi güzergâhını izleyerek evrilmesine olanak tanınır. Bu oluşumun içinde mandalar, tohumlar, balıklar ve daha niceleri, herhangi bir müdahale olmaksızın kendilerine yer bulur. Türlü varlıkları oldukları hâliyle kabul eden bu mekânlar, müşterek yaşam alanlarının ve yeni ekolojik ilişkilerin kök salmasına imkân verir.

Lopka’nın düzeltilmeye ya da iyileştirilmeye ihtiyacı yoktur; kendi ritimleri doğrultusunda hareket eder. Görünüşte durgun ama içten içe etkindir; karmaşık biyolojik ve çevresel süreçleri destekler. Aynı anda hem mekânı tutar hem de yeni mekânlar açar; farklı yaşam biçimlerinin bir arada var olmasına olanak sağlar. Bu anlamda Lopka, bir imkân alanıdır: Yeni etkileşimleri besleyen ve müşterek yaşamın yeni biçimlerini doğuran bir oluşum.