TR
EN
Sulak Alanlar
Su Gibi
Sümüklü Deniz Seferleri
İstanbul Kıyı Çizgisi Atlası
Spekülatif Kurgular
Sel
Bardia Hafizi

Sel, özünde, doğayı çıkarılabilir1 bir kaynak olarak gören bir ideolojiyle kuşatılmış, (kuru) toprakların kaderine karşı bir felaket addedilen su akışlarının bir biçimidir. Hâlbuki tüm toprakları ıslak kabul edersek, sel ne bir felaket ne de bir talihtir; dünyanın ritimlerine içkin doğal bir müdahaledir, düzenin yeniden ayarlanmasıdır. Bir selin doğasını nasıl nitelendirdiğimiz ve değerlendirdiğimiz, büyük ölçüde kozmolojimize bağlıdır. Ancak şunu söylemek mümkündür: Seller, doğaları gereği ayrışmaya karşıdır. Sel bir isyan; mekânın ve hayatın ritimleriyle uyumsuz yaşam biçimlerine karşı bir direniştir. Denetimsiz bırakılmış bir ayrışma süreci ise eninde sonunda, insanların çorak arazi olarak nitelediği yerlerdeki yaşam koşullarını daha da kötüleştirir ve etrafı kapalı, akışı kesilmiş sulak alanları her bakımdan ölü bir araziye çevirir.2

Medya açıklaması:

Seller, kaybedileni onarmak, tekrar inşa etmek ve yeniden yaratmak için fırsatlar sunar. Su, belki de küçücük bir damlamayla başlayarak kısa sürede hız ve hacim kazanır; ardından sele dönüşür. Sulak alan seli düşler; çorak arazi ise seli özler.3 Böylece yaşam döngüsü tamamlanır: Suyun akış, drenaj ve ayrışma süreçleriyle, sulak alanların kuru-ve-ıslak topraklara dönüştüğü bir dünya. Nihayetinde dünya suyla kaplanır ve yaşamla yeniden buluşmaya hazır, bütüncül bir sulak alana dönüşür.

1 Bkz. “Kaynak Sömürüsü”.
2 Bkz. Giriş.
3 Bkz. “Muh-he-kun-ne-tuk”.