
Boğaz’ın güvenlik kameraları suyun üzerinde lekeler tespit etti.
— Bu izler gemilerin geçmiş köpükleri değil miydi?
— Perspektif tekniği; ölçüsü belirli, her zaman ve her yerde geçerli bir bakışın peşinden gitmiştir.
Gözetleme kulelerinden keşif sinyalleri/bilirkişileri gönderildi. Bu, yapışkan bir grimaddeydi! Dipten yüzeye aniden belirmiş, millerce denizin nefesini kesmişti. Dronların tanrısal gözleri onu kratere benzetti.
İktidardan eş zamanlı bir açıklama geldi: İnşallah Ay’a gidiyoruz! Kendi millî ve özgün hibrit roketimizle Ay’a ulaşarak sert bir iniş gerçekleştireceğiz.1
— Yoksa?! Bir sinemayı yıkmadan üst kata taşımaları gibi bir şey miydi?
— Pareidolia, insan zihninin rastgele desenlerde anlamlı figürler görme eğilimidir.
Telsizlerden “... --- ... ... --- ...” sesleri! Pervaneler suya saplanmaya başlamış. Maalesef deniz ticareti aksayabilirmiş.
— Oysa hümanizme göre insan, evrenin merkezindeydi ve yaşamdaki her şey insan içindi.
O esnada grimadde insanbiçimci gayretle büyümeye devam etti, birkaç seferliğine önce betona, sonra kefene benzetildi.
— Acaba doğayla iç içe yeni bir yaşam mı vadedilmişti? Bu kez sular, balıklar, larvalar, yumurtalar, midyeler, mercanlar öldürülmüş, yerinden edilmişti.
Havuzkanalları seslendi: “Grimadde, dış güçlerin biyolojik bir saldırı hamlesidir.” Körfezden gelen haberlerde kimi sahil sakinlerinin gerçekten suyun üzerinde yürüyebildiği gözlenmiş! Grimadde, iki boyutlu bir eğlence merkezine dönüşmüştü bile. Manzara fotoğrafları, etkileşimler, viraller.
— Mitolojideki ilk özçekim suyun yüzeyinde gerçekleşmiştir.
Grimadde artık hem tuhaftı, hem tanıdık.
— Tekinsiz, yuvaya benzemeyen yeri işaret etmektedir. Bastırılan, dibe atılan, şimdiye musallat olarak geri dönmüş, yüzeye gelmiştir.
Önemli bir gelişme: Dünya basını bu olaya yoğun ilgi göstermeye başlamış!
— Oysa bizim bildiğimiz olay ancak “meydan”a gelirdi. Yosunlar, likenler, sualtı ağaçlarıydı.
Suların tarih boyu antlaşmalarca belirsiz akıbeti onları da ilgilendirmekteymiş. Flaş açıklama: Grimadde şimdi bir millî güvenlik meselesi.
— O sırada izinsiz insanmerkezli sanayi denize dökülmeye devam etti. Planktonlar ışığa ulaşamadı, suyun üzeri karanlık atık tabakaları. Balıklar sürü hâlinde boğularak yüzeye çıkıyor. Seyir terasları tadilata girmiş, bakış-acıları yeniden düzenleniyor; mehtaplar, yakamozlar isim değişikliğinde...
— Şimdi kim kıyıdan seyredecek denizi? Hangi umut dolu sahne denizde sona erecek? Bir gün, daha-bir-şey olma hâlleri, nereye doğru düşlenecek?
— Kabarcık, suyun daima sürmesi istenen, oysa her an sona erebilecek o en küçük yaşam belirtisidir.
— Denizin katılaşması sürerse eğer, turistik deniz seferleri bu kez kargalara simit atanların fotoğraf kabinleri olabilir mi? Denizin karaya döndüğü yerde hangi sömürgeci “kara göründü” çığlığı atabilir? Kiralık kutlama müzikleri ne kadar süreliğine yerini sirenlere bırakabilir?
— Suyun belleği bir zamanların buzullarıysa eğer, açık bir yapıt grimaddeye ne söyleyebilir karayı önceleyen?
Boğaziçi Köprüsü’ne yakın bir yerde, bir erkek ana-karakter suya bakarak şöyle bağırır: “Ey grimadde! Sen mi büyüksün, yoksa ben mi?”